31 Aralık 2025 Çarşamba

AÇIK VARLIK


Bir başa kalın başlayamayın

Baş olmayışa yanaş demektir

Bir şeyi başlayanın

Başla oluşanın

Arkasına tarih kir

Her şeyin başına bir soru dik

Neden başlangıçları sormayışı sevdik?


11 Ekim 2025 Cumartesi

YİNE AĞAÇTAN BAŞ OL

Yine ağaçtan başlayalım

Yırtıldıkça ağaran ağaçtan

Yırtılmak ne ağarıp neden


Yırtılan hep kabuk değil midir?

Kabuk ne, neden hep zaman

Kabuk iyileşmeyse, ölme de beden.


Utanç çabuk yırtıl da yaralım

Öfkeden sızdırıp ve saçtan

Açtık baktık sandık ve kırmızı ben.


Utanç sen "kurudun mu" diye

Baktıklarını gördün ve evet

Şimdi soyarsanız, ağarmışken. 


Demek ki utançta gördüğüm kir

Temizlensin diye bekle ve baştan

Biz plastik, biz hamur, biz kefen


Sen ağardın diye öldün mü sanalım? 

Siyah kadın, siyah tef ve savaştan

Utancın kancasına geçirdiği sen ve öfken


Demek ki bağlar yırtar yaşamı

Çatlayınca gizlen ve ödün ver ve san

San ki sanki sen sevilmemişsin ve sözsen


Üzüme benzeme sıkılmaktan bık

Ağaran sen olmazsın ve şad


19 Haziran 2025 Perşembe

KOR UYAĞI


Bana 

Özlettiğin boşlukları göremiyorum

Ben

Askıda kırılmış asılırken boğulmuş

olanı bekliyorum

O ise

dolu yumrukların ve hayatı yamamamın

Yarısı kadar zor

dile değil şimdi


Kök yutabildiklerini arşınlıyor

Acı Oluyor öfkenin elindeki 

kor

Beni öldürenin ateşi

Seni öldürenin kimseyi öldürmemesi

Ve

bir işi layıksızlığıyla yapmanın becerisi

Omzumdalar

Bana, tüylerini yolduran biri gibisin dediğimde

Omzumdan bir cehenneme dökülüyorlar

Bana, altından filini söktüğüm şehirsin dediğimde

Omzumu söküp omzuna korlar.


(Fi tarihinde Şehir Dergisi'nde yayınlanmıştır.) 


29 Mayıs 2025 Perşembe

SANCIK

kapıda bekleyen eli kırma

ama, açama kapıyı, de

dokunulmasın acıya, deme

ölmek için denizin üstünde

sandal ye.


(Fi tarihinde KORİDOR Dergisi'nde yayınlanmıştır.) 

18 Aralık 2024 Çarşamba

CTRL-H

Ey ejderha, sen ki yaratılmışsın ağzından alevler çıka, ben sana yanaşamam, ben sana merdiven ve ben sana sandal olamam, sen ki hukuki yollardan sapanların kara sevdası, yok olunduğunda aranılası, sen ki yaratılmışsın keza hayallerde, gerçek m'ola, gözlerin ve dudakların etten ve kemiksiz, yani bana ihtiyacın yok, Devrül mülksün, İlhab-ı Kamuransın, sensiz mimim, truth regime, yani sensiz hakikat bedensiz, bensiz ise yönsüz, sen ki seni gördüğümde budur yaşam dedim, belki bir başka evrende bir başka sıratte varsındır.

Olması en muhtemel sensin, insan nelere kadir nelere mutlak, sözüm meclisten uzak, az önce bana çarpıp dağılan trene seni anlatınca, daha bir böbürlendin ve kendini var sandın.

Ey ejderha hukuk görüşünden sual olunmaz, derdimiz sensen sana kusmayı planlamışsak, diyor ya sarhoşsak ve sızlamışsak, devamlı ve eftâlkâr, bûrani ve elbanî, karfâl ve latifekâr, yaşamın hiçbir yerinde ve yağdığında kar.

Daha önce birlik halinde olmanın zararlarından bahsettik, kurdun çenesindeki kardan, ejderha! Beni kızdırsan n'olur ki, atomlarım yok olmaz, yoğunluğum artar ama yakmaz.

Ejderha! Ejderha! Sahilden tepeye baktığımda seni gördüm, ama kokun yok o zaman sen ki şarkılara yapıştırdın kendini ve kasetlere ve gece uykularını bölen gündüz uykularına, sen ki gece uykularını bilirsin, çocuk sever kara basmışları, kaset çalan annemi sevmez, ses boğulur ve gözlerim oyulur açamam.

Ejderha yarımı boyadım eve, babam kalbi vücut, annem harbi sürut. Diğer yarımı boyadım suya, tuzunda boğulasın e mi ejderha, şimdi vakti geldi, ey bütün ejderhalar! 

CTRL H ?

12 Nisan 2024 Cuma

Subitis Curatio

 İnterdisipliner bir yaklaşım, towards.

Bazı acılarınızı yok edebilmek için elimden geleni yaparım, yaptım, yapıyor muyum? 

Acılardan sorumlu devlet bakanı mıyım? Bakanıydım.

Acı çekmek zorunluluğu nereden geliyor acılardan sorumlu olan devlet bakanının adı acılardan sorumlu devlet bakanı değilse?

Hani vital diyorlar ya vital yani hani akla geldiğinde ilk aklıma gelen kelime yoğun bakım acil servisi ya da tersi? Aslında vital da karşılamıyor da. Acı ile vital arasındaki ilişkiye değinmek istiyorum aslında. Ama hayati dediklerinde acının da hayatiyetinden bahsetmiş oluyorum bahsetmek istemesem de.

Varoluşsal, yani, varlığın bile yeter oluşsal bir acı olması için ki buradan kaya kardeşlerimizin acılarına kadar gider mesele.

Sonuçta bir kayanın acısından bana ne kaldı da algılanması bana kaldı!

Ama acıya varoluşsal demek istiyorum. Yani vital demek istemiyorum da yoğun bakım acil servisi geliyor. Ve kaya kardeşlerimizden de ayıramıyorum. Her kayanın bir acı çekme potansiyeli bile olmadığını da söylese de Aristo Bey, buzdolabı olmayanından bahsediyorum.

Konu her insanın konusunun hangi konu olduğuyla yakından iltisaklı bir konu. Acıdan sorumlu olanların acı çekmek zorunda olmamaları gibi. Mesela Karabatak Nebulasının faunasında bulunan kara delik. Ne bulursun bilemem.

Hani acı hayati diyorlar ya yani vitaldaki gibi değil. Hayata dair hayatın bir parçası gibi de değil. Zaten hayatın bir parçası olma olasılığının olması yandığımızın delili. Ama öyle de değil.

Varlıkla beraber analım mı anmayalım mı? Neden varlığa dair ve varlığın içinde de olabilir ama vital yani çok essential bağlamında ama yoğun bakım acil servisi değil.

Ne diyordum ben?

Acılar benden sorulur kardeeeeeş!

Acılar da olmalı diyorlar ya hani yani to be gibi değil de aslında must gibi. 

Nereden çıktı bu olumlama yahu, siz ne çektiğinizin farkında mısınız?