İnterdisipliner bir yaklaşım, towards.
Bazı acılarınızı yok edebilmek için elimden geleni yaparım, yaptım, yapıyor muyum?
Acılardan sorumlu devlet bakanı mıyım? Bakanıydım.
Acı çekmek zorunluluğu nereden geliyor acılardan sorumlu olan devlet bakanının adı acılardan sorumlu devlet bakanı değilse?
Hani vital diyorlar ya vital yani hani akla geldiğinde ilk aklıma gelen kelime yoğun bakım acil servisi ya da tersi? Aslında vital da karşılamıyor da. Acı ile vital arasındaki ilişkiye değinmek istiyorum aslında. Ama hayati dediklerinde acının da hayatiyetinden bahsetmiş oluyorum bahsetmek istemesem de.
Varoluşsal, yani, varlığın bile yeter oluşsal bir acı olması için ki buradan kaya kardeşlerimizin acılarına kadar gider mesele.
Sonuçta bir kayanın acısından bana ne kaldı da algılanması bana kaldı!
Ama acıya varoluşsal demek istiyorum. Yani vital demek istemiyorum da yoğun bakım acil servisi geliyor. Ve kaya kardeşlerimizden de ayıramıyorum. Her kayanın bir acı çekme potansiyeli bile olmadığını da söylese de Aristo Bey, buzdolabı olmayanından bahsediyorum.
Konu her insanın konusunun hangi konu olduğuyla yakından iltisaklı bir konu. Acıdan sorumlu olanların acı çekmek zorunda olmamaları gibi. Mesela Karabatak Nebulasının faunasında bulunan kara delik. Ne bulursun bilemem.
Hani acı hayati diyorlar ya yani vitaldaki gibi değil. Hayata dair hayatın bir parçası gibi de değil. Zaten hayatın bir parçası olma olasılığının olması yandığımızın delili. Ama öyle de değil.
Varlıkla beraber analım mı anmayalım mı? Neden varlığa dair ve varlığın içinde de olabilir ama vital yani çok essential bağlamında ama yoğun bakım acil servisi değil.
Ne diyordum ben?
Acılar benden sorulur kardeeeeeş!
Acılar da olmalı diyorlar ya hani yani to be gibi değil de aslında must gibi.
Nereden çıktı bu olumlama yahu, siz ne çektiğinizin farkında mısınız?